SİA Antik Kenti burdur
6/8/2009 · Kategori: turkiyenin tarihi mekanlari
SİA Antik Kenti
Burdur'a 100 km uzaklıktaki Burdur - Antalya asfaltı üzerinde bulunan Antalya Bademağacı nahiyesinin 19 km doğusundaki Karaot köyü sınırları içindedir. Sia, çam ve karaçam ormanları içerisinde saklı durumdadır. Bir Psidia şehridir. Şehrin tepesinde Pamfilya ovasına hakim bir konumda yer alan dikkat çekici sur duvarları iki katlı kule ve giriş kapısı ile ayaktadır. Surlar tüm şehri çepeçevre sararlar. Hellenistik devire ait iki kule kalıntısı da batı kapısının her iki tarafında yer almıştır.
Aşağı şehir sur duvarları şehrin kurulduğu tarihte inşa edilmiştir ve 3. yy da veya erken 2. yy'a aittir. Sur duvarlarının hem içinde hem de dışında ev kalıntıları gözlenir. En erken döneme ait olan evler Hellenistik döneme tarihlenmektedir. Evlerin ortak özellikleri çatılarında biriken yağmur suları ile beslenen şişe biçimli sarnıçlara ve yapıların zemin katlarında bulunan üç veya beş odaya girişi sağlayan açık avlulara sahip olmalarıdır. Evler birbirlerinden dar sokaklar ve merdivenlerle ayrılır. Roma dönemi öncesine ait tek yapı Bouleuterion, yani meclis binasıdır. Dorik Stoa kalıntıları, Roma dönemi aşağı agoranın arkasında bir palestra yapısına uzanan anıtsal bir merdivenin 18 geniş basamağı ile bir hamam yapısı vardır.
Bu hamam yapısı olasılıkla 3. yy'a ait olan bir sarnıçla beslenmekteydi. Biri Bouleuterion'un üstünde olmak üzere üç adet Roma dönemi tapınak görülebilir. Sia'da en çarpıcı mezar yapıları Heoa olarak bilinen anıtsal mezarlardır. Küçük bir anıt mezar dikdörgen planlı olup en iyi korunmuş olandır. Üç tarafı lahitlerle çevrilidir ve arka tarafında yarım daire şeklinde exedrası vardır. Aile mezarı tipindeki mezar yapıları da gözlenir. Kaba taşlarda daire biçiminde inşa edilmiş tümülüsler içinde gömülmüş dikdörgen mezar odaları da oldukça ayırt edici özelliklere sahiptir. M.S. 2.yy dan geç Roma dönemine kadar devam eden tümülüs gömü geleneği düşünülür.
Sia'da Hellnistik döneme ait iki adet anıt mezar vardır. Tespit edilen mezar mimarisine ait örnekler çok sayıda gömü adetlerini ortaya koyar bu Grek veya Roma geleneklerinden etkilenmiş yerli geleneklerden kaynaklanmaktadır. Sia'da çok iyi durumda korunmuş iki kilise dışında genç Antik veya Bizans dönemlerinde tarihlenen çok az kanıt olması ilginçtir. İki Kilise de olasılıkla 4. veya 5. yy'a aittir. Arkeolojik açıdan Pdidia'nın en korunmuş şehri Sia'dır. Koruma duvarları, Kamu yapılarının mimarisi, özel evler ve mezarlıklar ortaya tarımla uğraşan, orta büyüklükte, başarılı bir yerleşim tablosu koyar.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
SAGALASSOS Antik Kenti burdur
6/8/2009 · Kategori: turkiyenin tarihi mekanlari
SAGALASSOS Antik Kenti
Pisidia bölgesinin Roma İmparatorluk döneminde kuşkusuz en önemli şehri olan Sagalassos, Burdur ili Ağlasun ilçesinin 7 km. kuzeyinde bulunmaktadır. Sagalassos doğu - batı yönünde 5.5 km, kuzey - güney yönünde 1.5 km'lik bir alanı kaplar. Sagalassos'un hemen güneyinde bulunan verimli ovalardan biri olan Çanaklı Ovası, Sagalassos'a seramiği içintoprak sağlamıştır. M.Ö. 1. yy'dan M.S. 6. yy'a kadar olan zaman içinde bu seramik yapımının Sagalassos ekonomisinde önemli bir yeri olduğu anlaşılmıştır.
Sagalassos'un ilk tespiti 1706 yılında Fransız gezgin Paul Lucas tarafından yapılmıştır. 1989'dan itibaren Marc Waelkens başkanlığında ilk modern ve bilimsel kazı çalışmaları başlamıştır. M.Ö. 1.yy'da tiyatro ile yukarı agora arasında yer alan bölgede "U" şeklinde bir çeşme binası yapılmıştır. M.Ö. 39. yılında Sagalassos'un Galadya Kralı Amyntas'ın yönetimine geçtiği bilinmektedir. Amnyntas'ın ölümünden sonra Galad bölgesinin kurulması üzerine Sagalassos M.Ö. 25 yılında Roma egemenliği altına girmiştir.
Roma yönetimi sonuç olarak, Sagalassos'a ekonomik açıdan büyük yararlar sağlamıştır. Belki M.Ö. 1. yy sonunda güney Anadolu tanrısı olan Kakasbos'a ait dorik bir tapınak inşa edilmiştir. Bu tapınağın kuzeydoğu tarafında yaklaşık aynı zamanda inşa edilmiş büyük bir anıt ortaya çıkarılmıştır. Bu anıtın üç tarafının dans eden kızlar kabartmalı bir friz tarafında süslendiği, bulunan friz bloklarından anlaşılmıştır. Anıtın yazıtı bulunamamış olmasına rağmen ele geçirilen bir mermer heykelin başına göre belkide Büyük İskender'e ait olduğu sanılmaktadır.
Yine erken inparatorluk döneminde, aşağı agoranın batısında İyonik Peridteros planlı Apollo Klarios Tapınağı inşa edilmiştir. Aynı zamanda yapılmış olan, aşağı agoradan ana caddeye inen 30 basamaklı bir merdivenli giriş kapısı kazılarda gün ışığına çıkarılmıştır. M.S. 2. yy'da Sagalassos, kuşkusuz en büyük canlılığını kazanmıştır. M.S. 120-125 yılları arasında Sagalassos'un en önemli ailelerinden Neonlar tarafından bir kütüphane binası yapılmıştır. Yine şehrin en hakim yerinde Sagalassos'un önemli yapısı, İmparator Hadrianus tapınağı, inşaatı başlamış olup, ölümü sebebiyle tamamlanamamış olduğundan, imparator Antonius Pius'a ithaf edildiği yazıtlardan öğrenilmiştir.
Aynı zamanda şehrin batı tarafında Dionysos'a ithafen bir tapınak ve aşağı agoranın kuzeyinde de iki katlı bir çeşme inşa edilmiştir. M.S. 160-180 yılları arasında yukarı agoranın kuzey tarafında, M.Ö. 1.yy'ın sonlarında yapılmış olan çarşı binasının güney cephesi, 28 metre uzunluğunda tek katlı bir çeşme ile süslenmiştir. Çeşme yapısı bir tiyatro fasadına benzer tarzda yapılmış olup, altı podyumlu ve beş nişlidir.
Bütün podyum ve nişlerin heykellerle süslendiği, burada bulunan heykellerden anlaşılmıştır. M.S. 2. yy' da büyük bir hamam binası, aşağı agoranın doğusunda inşa edilmiştir. Bu hamamdan sonra, en iyi korunmuş olan yapı, kesinlikle tiyatrodur. 1574 m. yükseklige yerleştirilmiş olan tiyatronun sahne binası seyircilere manzara saglamak açısından M.S. 180-200 yılları arasında tek katlı olarak yapılmıştır.
Sonuç olarak Sagalassos, küçük Asya'da belki de günümüze en iyi koruna gelmiş antik yerleşimlerden biridir
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
MİLİAS Antik Kenti burdur
6/8/2009 · Kategori: turkiyenin tarihi mekanlari
MİLİAS Antik Kenti
Milias örenyeri, Kocaaliler Nahiyesi sınırları içinde olup,Kocaaliler ile mahallesi Gökalan arasındadır.Kocaaliler’den Gökalan’a giderken rampanın bitiminde güneye doğru patika yoldan yokuş yukarı yaya olarak varılır. Milias Örenyeri; Toroslar arasında kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan, üzeri makilerle kaplı, kartal yuvası gibi çevreyi gözetleyen, doğal bir tepe üzerindedir.
Örenyeri’nin çoğu yerinde tepecikler gibi fırlayan kayalıklara yapılar dayanarak yapılmışlardır. Çoğu kez yapının temellerinin bir kısmını kayalar oluşturmuştur; Örneğin Tiyatro da bunlardan biridir. Yer yer sivrilen kayalıklar arası surlarla kapatılmış müstahkem, stratejik yönden ulaşılması güç, küçük bir antik kenttir. Şehir ortasındaki tiyatronun oturtulduğu kayalık; şehri güney ve kuzey olarak adeta ikiye bölmektedir. Belli yapıları; iç içe kaleler, surlar, tiyatro, hamam, meskenler, yıkılmış ve çoğu yeri kazılmış mezar anıtları ve tapınaklardır.
Ören yerinin il merkezine çok uzak, yerleşim yeri dışında, engebeli ve çalılılarla kaplı oluşu kaçak kazıların durmadan devam etmesine neden olmaktadır.
Görünürdeki yapı ve bulgular, tarihinin Helenistik dönem öncesine kadar indiğini göstermektedir. Kremna gibi bu şehir de Aksu vadisine hakim bir tepe üzerindedir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
KREMNA Antik Kenti burdur
6/8/2009 · Kategori: turkiyenin tarihi mekanlari
KREMNA Antik Kenti
Burdur ili Bucak ilçesi, Çamlık Köyü sınırları içinde, Kestros (Aksu) vadisinde, etrafı uçurumla çevrili bir tepe üzerinde Pisidialılarca kurulmuş antik bir kenttir. Bu kentin bilinen en eski halkı Solymoslulardır. M.Ö. VI. yy'da Lidyalıların, M.Ö. 546'da Perslerin, M.Ö. 330'da Büyük İskender'in burayı alması ile de Makedonyalıların hakimiyetine girmiştir.
Büyük İskenderin ölümünden sonra, generallerinden Antigonosun yönetimine M.Ö. 188'de Bergama Krallığına, M.Ö.25 yılında da Roma yönetimine geçmiştir. Bu tarihten M.S. 395 tarine kadar Roma koloni şehri olarak kalmış ve İmparatorluğun ikiye bölünmesiyele de Doğu Roma (Bizans) yönetimine geçerek XI. yy'a kadar, yani Türk hakimiyetine kadar devam etmiştir. Kentte ayakta kalabilen yapıların belli başlıları Roma dönemine ait olanlardır. Şehrin etrafı iki metre genişliğinde, 7-8 metre yüksekliğinde surla çevrilidir. Kentin girişi batıdandır. Kremna ismi, arazi yapısına uygun olarak, Grekçe, "uçurum" anlamına gelmektedir.
Kent ızgara planlı olarak kurulmuş örnek kentlerdendir. Akropol, stratejik bir konuma sahiptir. Resmi yapıların bir çoğu iki küçük vadi içinde toplanmıştır. İki vadinin tabanında Forum, Bazilika (Mahkeme Salonu), Exsedra (Kemerli Yapı) ve Kütüphane yapısı vardır. Kentin doğusunda, tepe yamacına tiyatro, tiyatronun alt tarafında stoa (Dükkanlar) bulunmaktadır. Batısında sütunlu cadde Propilion (anıtsal giriş kapısı ve Nympheum (Anıtsal Çeşme Yapısı) gibi yapılar vardır.1971-1973 yılları arasında, İstanbul Ünivertesinden Prof. Dr. Jale İNAN tarafından bilimsel kazılar yapılmış ve kütüphane binası ortaya çıkarılmıştır.
Binanın tabanında, Bizans dönemine ait mozaik döşeme vardır. Bina içinde dikdörtgen pirizma şeklinde yazıtlı kaideler üzerinde 9 adet mermer tanrı ve tanrıça heykelleri bulunmaktadır. Bu heykeller bugün Burdur arkeoloji müzesinin Kremna salonunda sergilenmekte olup, hepsinin başları kırıktır. Bu heykeller: Büyük ve Küçük Atena, Leto, Hygeia, Nemesis giyimli kadın, Apollon, Asklepios ve Heraklestir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
KİBYRA Antik Kenti burdur
6/8/2009 · Kategori: turkiyenin tarihi mekanlari
KİBYRA Antik Kenti
Burdur ilinin 106 km batısında, Gölhisar İlçesinin hemen yanıbaşında, Horzum Mahallesi sınırlarına kadar uzanan Kibyra antik kenti, yerleşim alanı olarak oldukça büyüktür.
Likya eyaletlerine bağlı iken, Balbura (Altınyayla), Bubon (İbecik)ve Oinanda (İncealiler) kentlerininoluşturduğu bir tetrapolis kuruluşunun başkenti olma özelliği ile karşımıza çıkmaktadır. Bulunduğu bölge Kabalya adıyla anılan Kibyra, Pisidia, Karya, Frigya ve Likya komşu olduğundan, bir tür geçiş kültürünü oluşturmaktadır.
Kibyra antik kentnin çevresinde, son zamanlara kadar işletilmiş olan demir madeni ile bir çok yerlerde demir curuf atıklarının bulunması, demircilik sanatının ileri düzeyde olduğunun göstergesidir. Dalaman Çayının kaynak noktası olmasıda, ticari yönden önem arz etmektedir. Ayrıca kentte, dericilik ve at yetiştiriciliği her dönemde önemini korumuştur.
M.Ö. 82 yılında Roma hakimiyetine giren kent, M.S. 2 yy'da en parlak devrini yaşamıştır. Bu dönemde büyük depremlere maruz kalmıştır.
Şehir halkı son derece savaşçı kimliğe sahiptir. Her dönemde önemli ölçüde yaya ve atlı savaşçı bulundurmuştur. Kentle ilgili bilgiler şu anda sınırlıdır. Bilimsel kazılar neticesinde buranın tarihi daha iyi aydınlanacaktır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
BUBON Antik Kenti burdur
6/8/2009 · Kategori: turkiyenin tarihi mekanlari
BUBON Antik Kenti
Burdur’a 135 km. uzaklıktaki Gölhisar’a bağlı İbecik Köyündedir. Antik Kent, köyün 2,5 km. güneyinde yükselen Dikmen Tepe üzerinde yer alır.
Tarihçesi hakkında çok sınırlı bilgilere sahip olduğumuz Bubon, olasılıkla M.Ö. 190 yılında Araxa’nın müttefiki olarak bir savaşa girmiştir. M.Ö. 145-140 yılları arasında Tiran Moagetes’in oğlu demokrasiyi yeniden getirmiştir. Murena tarafından 1. Mithridates Savaşı sırasında kurulan Oinoanda (İncealiler), Balboura (Çöl Kayığı) ile Kibrya (Gölhisar) Tetrapolisi’ne (4 Kent Birliğine) girmiştir. Sonra Boubon diğer tetrapolis şehirleri ile Lykia’ya geçmiştir. Lykia ancak Claudius zamanında 43 yılında Roma eyaleti olmuştur.
Boubon Antik Kentinde Hellenistik devire kadar inen kalıntılar ile birlikte Roma Çağı kalıntıları ayakta durmaktadır. Tiyatrosu, tapınakları, agorası, şehir surları, gimnazyumu ve diğer yapıları ile ilk çağı önemli bir antik kentini oluşturmaktadır.
1960 ve 67 yılları arasında yoğun bir şekilde kaçak kazılar yapılmıştır. Bu kazılar, örenyerini delik deşik etmiş ve perişan bir duruma getirmiştir. Kaçırma safhasında yakalanmış olan bronz bir heykel, 1990-1991 ve 1993 yılında bu antik kentte gerçekleştirilen kurtarma kazıları buradan kaçırılan eserleri öz yerinin tespit edilerek ispatına yönelik çalışmalar olmuştur. İlk çalışmalar sonucunda Sebasteion denilen imparator kültü mekanında, üzerinde ayak izleri duran yazıtlı heykel kaideleri bulunmuştur. Kaçakçılar tarafından kaçırılan ve dünyanın dört bir bucağına savrulmuş, dağınık vaziyetteki tüm heykellerin toplanarak kendi binası içinde yazıtlı kaidelerinin üzerinde yer alması çabası ise sürmektedir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
BALBOURA Antik Kenti ----burdur
6/8/2009 · Kategori: turkiyenin tarihi mekanlari
BALBOURA Antik Kenti
Altınyayla ilçesindedir. İlçenin 6 km güney-güneydoğusundadır. Bu yer Kerkeli doğu yamacı eteğindedir. Balboura, özellikle Roma egemenliği çağında Kabalia diye tanınmış olan bu yörede, önder kent Kibyra olmak üzere kurulmuş bir tetrapolisin (4 kent birliğinin) üyesi iken M.S. 2 yy başlarında o birlik dağılınca Lykia kentleri birliğine katılmış ve artık Lykia kenti sayılmıştır. Balboura, en yüksek yerde kurulmuş Lykia kenti olarak bilinir ve Akropolisin bulunduğu tepe denizden 5000 m yüksekliktedir.
Ortasından bir ırmağın geçtiği ilk çağ kentinde şimdi akropolisin yer aldığı tepede 16 sıra oturma yeri olan küçük bir tiyatrosu, kapaklarında arslan figürleri olan çok sayıda mezar, sarnıçlar ve Bizans çağının dağınık kalıntıları ırmağın karşısında, güney tepesinin eteğinde hayvan döğüşleri için kullanıldığı düşünülen tiyatro ya da halk meclisi toplantı yeri olarak kullanılmış olabilecek bir bina bulunmaktadır. Kuzey tepesi eteklerinde yer alan şehir merkezinde çok sayıda bulunan kalıntılar vardır.
Ancak , hiçbiri ayakta değildir. Ana cadde ve kemerli giriş olan agora algılanabilir, Nemesis tapınağı yazıtlarından anlaşılmaktadır. Bu tapınak Onesinus adlı bir köle tarafından Nemesis adına yapılmıştır. Kalıntılara götüren yolun kuzey bitişiğinde kalıntıların bulunduğu alana ulaşan yerden Roma çağı yapıtı bir Mausoleion'un (Anıtsal ev biçiminde mezarın) kalıntısı görülür.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
bandırma DASKYLEION ANTİK KENTİ
5/8/2009 · Kategori: turkiyenin tarihi mekanlari
1-DASKYLEION ANTİK KENTİ:
Bandırma’nın 30 km. güneyinde herkes tarafından bilinen kuş cennetine çok yakın Ergili Köyünün 2 km. doğusunda Kuş gölünün güney-doğu ucunda yer alıyor.
M.Ö. 7.y.y.da Daskylos adıyla bilinen ünlü Lydia Kralı’nın Sardis’ten hanedan kavgaları nedeniyle buraya gelmesiyle kent Daskyleion adını almıştır.
Daskyleion’da doğan oğlu Gyges daha sonra Lydia’ya geri çağrılıyor. Gyges Lydia’ya kral olduktan sonra şehre Daskyleion deniliyor. Çünkü Daskyleion “Daskylos’un yeri anlamındadır. Bu ismi M.Ö.650 yıllarında almıştır.
Daskyleion’da Troya gibi erken dönem yerleşimlerinin olduğu kenttir. Bazı antik yazarlara göre M.Ö.12. yüzyılda Aoellerden bir grup Daskyleion’a gelip yerleşmişler, Ancak kenti daha önceki dönemlere (Kalkolitik döneme) götürecek buluntular yüzey araştırmalarında ele geçmiştir.
Bölgede ilk araştırmayı 1952 yılında Kurt Bittel yapmıştır. Antik metinlerin verdiği coğrafi bilgileri’de değerlendirerek Daskyleion’un bugünkü adı olan Hisartepeyi belirlemiştir. Daha sonra 1954 yılında Prof. Dr. Ekrem AKURGAL kazıya başlamıştır. 1960 yılına kadar devam eden kazı, 1988 yılında Prof Dr. Tomris BAKIR tarafından yeniden başlatılmıştır.
Kuş Cenneti (Paradeisos) ve Daskyleion, doğal ve tarihi çevre kavramında ele alınan bütünleşmiş iki olgudur. Doğa güzellikleri ve yörenin güçlü bir Jeopolitik konuma sahip olması nedeniyle Daskyleion kuş gölünün (Daskylitis) güneyine kurulmuştur.Çünkü tüm antik yazarlar Daskyleion ve Paradeisos’un güzelliğinden övgü ile bahsetmektedir. M.Ö.334 yılında Büyük İskender (Makedonyalı Alexandros) bir dünya imparatorluğu kurmuş olan Persleri ortadan kaldırmaya karar verdiği zaman Pers Satraplığı (Genel Valilik) merkezi olan Daskyleion’uda ününü ve güzelliğini duyduğu Paradeisos için ele geçirmeyi düşünmüştür.
Büyük İskenderden önceki dönemlerde de Trakya, Boğazlar, Marmara Denizi, Propontis ve Küçük Frigya bölgelerinin hem kontrolünü, hem de siyasi ve ekonomik yönetimini ellerinde tutma yetkisine önem vermiş devletler, Anadoludaki jeopolitik konumunun ciddiyeti nedeniyle Daskyleion’da her devirde etkin olan bir kale ve yerleşimin varlığını korumuşlardır. İşte bu amaca yönelik Daskyleion, sırayla Frig, Lydia, Akhaemenid, Makedonya ve Hatta Bizanslılar tarafından güçlü kale niteliği korunmuş bir merkez olarak özenle imar edilmiş, ekonomisi üst düzeyde tutulmuş ve ünlü idarecilerin yönetimine bırakılmıştır.
Daskyleionda yaşamış olan bu devletlere ait maddi kalıntılar yapılan arkeolojik kazılarda yavaş yavaş gün ışığına çıkartılmıştır.
Günümüzden yaklaşık beşbin yıl öncesine ait prehistorik çağlarda bu yöredeki yerleşimi kanıtlayan taş baltalar ve çakmak taşından dilgiler yanında M.Ö.1700-1800 yıllarına tarihlenen steatit’ten yapılmış bir babil ürünü silindir mühür, hem yörenin, hem de Anadolu’nun bu tarihlerde Ön Asya kültürleri ile olan ilişkilerine işaret etmektedir.
M.Ö.2.bin yılının ortalarından, 1.bin yılın başlarına kadar Batı Anadolu’nun tümünün yaşadığı ve nedeni bilinmeyen bir karanlık devrin arkasından M.Ö.1200 lerde Dorlar diye adlandırılan kavim kuzeyden önce kıta Yunanistan’a sonrada Trakya ve Boğazlar üzerinden geçerek Daskyleion’a gelmişler, ancak bu kavime ait herhangi bir buluntu ele geçmemiştir. Dor’lardan sonra ise Trakyadan Anadolu’ya göç eden Friglerin bu yörede yerleştiklerini gösteren hem yazılı belgeleri, hem de onların kullandıkları seramikler kazılarda gün ışığına çıkartılmıştır. Bir frig adak yazıtını içeren, kırık haliyle bile boyu bir metreyi geçen bir mermer blok Anadolu Eski Çağ tarihi coğrafyası ile birlikte frigya bölgesinin sınırlarını değiştirmiştir. Frigler daha sonraki yüzyıllarda Anadolu’nun içlerine yayılmışlar ama Daskyleion’da bazı frig soyluları Pers satrapları ile birlikte onların saraylarında yaşamışlardır. Bunu kanıtlayan bir buluntu da satrap sarayında ele geçen M.Ö.4.y.y. ortasına tarihlenen, üzerinde frig harfleri ile yazılmış bir kelimenin bulunduğu bir içki kasesidir.
Daskyleion’da yapılan kazılar neticesinde Lydia Kralı Daskylos’un içinde yaşadığı saraya ait duvar kalıntıları açığa çıkartılmıştır. Taş temel üzerine kerpiç duvarlardan oluşan saray duvarlarında üç evreli yanık tabakalar ele geçmiştir. M.Ö. 7.y.y. da batı Anadolu’nun tümü için büyük bir felaket sayılan Kimmer’ler diye anılan bir yabancı kavim tarafından yakılıp yıkıldığını göstermektedir.
Yine kazılar sonucu ortaya çıkartılan Daskylos saray temelinin ele geçtiği seviye ile uyumlu özel bir teknikle inşa edilmiş ve temelin altında yer alan atık su kanalı; 2700 yıl önce burada yaşayan insanların bilinçli olarak çevrelerine ve doğaya olan duyarlılıklarını göstermektedir. Düzgün işlenmiş plaka ile yan duvarları, tabanı ve üstü kapatılmıştır.
Diğerleriyle birlikte Bandırma Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.
2-ANTANDROS ANTİK KENTİ :
Antandros Antik Kenti, Edremit İlçesi Altınoluk Beldesi’ nin 4km. doğusunda, İda Dağı (Kazdağı) eteklerinde, Pelasg’lar tarafından kurulmuştur. Adramytteion (Burhaniye-Ören) – Assos (Behramkale) yolu üzerinde askeri bakımdan stratejik bir konuma sahip olan kentin, M.Ö. 10.yy’ da kurulduğu düşünülmekle birlikte, çok yakınında bulunan Assos’ un M.Ö.2.bin yıllarına kadar inen tarihinden Antandros’ un da bu tarihlerde iskan görmüş olması mümkün görülmektedir.
Antik yazar Strabon, Leleg kavminin Bababurnu’ ndan (Lekton) İda dağına kadar olan bölgede yerleştiklerini belirtmektedir. Önce Thrakialı Mysialılar’ ın yerleştiği bilinen bölge, M.Ö. 7.yy’da Limni üzerinden gelen Aioller tarafından iskan edilmiştir. Pelasgların da bu tarihlerde Antandros’a yerleştikleri antik kaynaklardan anlaşılmaktadır.
Antandros’un bir Pelasg kenti olduğunu, tarihteki Batı Anadolu İsyanı’ndan (M.Ö. 499-494) sonra Pers kralı Dareios’un komutanı Otoneis’in Antandros’u zapt ettiğini ve Kserkeses ordusunun Yunan seferine giderken kentin yanından geçtiğini Heredot’tan öğrenmekteyiz.
Anadolu’da araştırmalar yapan Henri Kiepert kitabında Antandros’un akropolünün Altınoluk – Avcılar arasında Yarmataş olarak bilinen 215km. rakımlı tepede bulunduğunu ve kentin doğuya doğru yayıldığını ifade etmektedir.
Kentin nekrolpolü ise Yarmataş Tepesi’nin 2km daha batısında yer almaktadır. Nekropol alanı inşai faaliyetler sırasında ortaya çıkmış ve 1989-1996 yılları arasında kurtarma kazıları yapılmıştır. 2001 yılında Balıkesir Müze Müdürlüğü Başkanlığı’nda ve Ege Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Gürcan Polat’ın Bilimsel Danışmanlığı’nda başlatılan ve halen devam eden Müze kazılarında, M.Ö. 7-2.yy arasında kullanıldığı anlaşılan nekropolde, arazinin eğiminden faydalanılarak üst üste iki ve üç kat olarak yerleştirilen lahit mezarların yanı sıra kremasyon (ölü yakma) ve direk toprağa gömü şeklinde bir çok gömü yapıldığı görülmüştür. Bu mezarlardan çıkarılan mezar hediyeleri, Balıkesir Müzesi’nde sergilenmektedir.
Kaçak kazılar sonucu ortaya çıkan Roma dönemine ait bir taban mozaiği çevresinde yapılan sistemli kazılar sonucunda M.S.1.yy tarihlenen ve duvarlarında fresk bulunan, taban döşemeleri mozaikli bir zengin evi bulunmuştur.
3-KYZIKOS ANTİK KENTİ :
Kyzikos, Kapıdağ eteklerinde Bandırma- Erdek karayolunun geçtiği yerde kurulmuştur. Yöre tarihi, Kurt Bittel tarafından yapılan araştırmalar sonucunda Neolitik (M.Ö. 6. bin) ve Kalkolitik (M.Ö. 5. bin) Dönem’ e kadar inmektedir.
Mysia’daki Olympos (Uludağ) yamaçlarında yerleşmiş olan, daha sonra Aisepos Ovası’na inen veya Thessalia’ dan bu yöreye (Aisepos / Gönen- Kocaçay ile Rindkos /Mustafa kemal Paşa-Atranos Çayı arasına) yerleşmiş olan Dolionlar, Kyzikos’ da yaşayan en eski kavimdir. Bu nedenle bu bölge aynı zamanda Dolionia veya Dolionis diye adlandırılır.
Yunan mitolojisinde Gürcistan (Kolkhis)’da var olan altın postu almak için, Yunanistan’dan yola çıkan Argonautlar yolda Dolionia (Kyzikos)’ya uğrarlar. Kral Kyzikos Argonlar’ı iyi karşılar. Onları yedirir, içirir ve yanlarına bol kumanya vererek uğurlar. Yola çıkan Argonautlar o gece fırtınaya yakalanırlar ve karaya çıkarlar. Gece karanlığında tekrar Dolonia topraklarına çıktıklarını fark etmeyen Argonautlar, Kral Kyzikos’u ve yanındakileri düşman zannederek çarpışırlar. Ancak bu çarpışmada Kral Kyzikos ölür ve Kyzikos’un ölümüyle şehir Kyzikos adını alır.
Kyzikos’ un ölümünden sonra Tirrhenialı Pelesgoslar Kyzikos’u işgal ettiler. Daha sonra M.Ö.1200’lerde Ege ve Balkanlar’ dan Anadolu’ya göç eden kavimlerle tanıştılar.
Bir süre İonia şehirlerinin en önemlilerinden biri olan Miletos’ un (Söke- Balat Köyü) kolonisi olarak varlığını sürdüren Kyzikos Kenti, bağlı bulunduğu zengin Lydia Devleti’nin M.Ö. 546 tarihinde Kyros tarafından yıkılmasıyla birlikte Pers egemenliğine geçmiştir.
M.Ö. 364 yılında bağımsızlığını kazanmış olan Kyzikos M.Ö. 334 yılında Büyük İskender’in Persler’ i yenmesiyle Makedonyalılar’ ın egemenliğine geçmiştir.
M.Ö. 3. y.y.’ da Marmara Denizi’nde ticaret yolları üzerinde olması nedeniyle büyük önem kazanmış olan Kyzikos, M.Ö. 2. y.y.’da Bergama ile de iyi ilişkiler içine girmiş, bir bilim ve kültür merkezi haline gelmiştir.
Bergama’nın Romalılar’ ın eline geçmesiyle Bergama ile iyi ilişkiler içinde olan Kyzikos da Romalılar’ la dost olmuş, ancak daha sonra Romalılar’ ın egemenliği altına girmişlerdir.
Konstantinus M.S.324 yılında Byzantion’ u Doğu Roma İmparatorluğu’ nun başkenti yapınca, Kyzikos önce donuklaştı sonra yavaş yavaş söndü. Kuvvetli surlarla çevrilen Bizans, kuzeyden gelecek bazı tehlikeleri önlemekteydi. Fakat buna karşılık başka yönlerden gelen akınlar daima Kyzikos’ dan geçti ve yıkılmasını çabuklaştırdı.
M.S. 7.-8. y.y.’ larda Kyzikos artık idari veya askeri bölüm merkezi değildi. Vilayet darphanelerinin çoğu gibi darphanesi terk edilmiş, berzahtaki geçidi dolmuş, surlarının ve binalarının bir kısmı yıkılmış bulunan güzel Kyzikos bundan sonra Konstantinopolis üzerinden yapılan bütün akınlara açık kaldı. Birbirini kovalayan deprem ve istilalar Kyzikos’u oturulacak halden çıkardı. Temizleme ve bakım isteyen limanların dolması dolayısıyla mükemmel bir tabii limanı olan yakınındaki Arteke (Erdek) şehri, gemicilik ve liman faaliyetleri bakımından yavaş yavaş Kyzikos’ un yerini aldı. Ancak o da deprem ve akınlarından hayli zarar gördüğü için bir varlık gösterememiştir.
Gerek İstanbul’u zaptetmek için Kyzikos’a gelen Araplar, gerekse depremler yüzünden zarar gören Kyzikos 23 Eylül 1063’de olan korkunç deprem neticesinde baştan başa yıkıldı. Sağ kalanlar ise şehri terk etmeye başladılar.
Kapıdağ Yarımadası’nı, anakaraya bağlayan berzah, ilk çağda dolmadan önce bu kent,üç limanı, Hadrian Tapınağı ve amphitheatırı ile ünlü bir ticaret şehri ve şarap, zeytinyağı, buğday,mermer, parfümeri ile ünlü bir koloniydi. Üç büyük deprem, berzahtaki limanın dolması ve bataklığın sıtma yaratması, halkının bu günkü Erdek’ e göç etmesine yol açtı. Depremler Efes görkemindeki bu kentin bilinmezliğe terk edilmesine sebep olmuştur.
Kentin Antik Topografyası:
Propontis’ te önemli bir stratejik konuma sahip Arktonessos’ un anakaraya bağlandığı kıstağın hemen kuzeyinde yer alan Kyzikos, bugün “Belkıs” ve “Balkız” olarak da anılmaktadır. İzlenilen kalıntılara göre kentin yerleşim alanı kuzeyde Dindymos Dağı (Ayı Dağı), Hamamlı ve Belkıs (-Yeniköy) köyleri; batıda Erdek körfezi ve Düzler Köyü, güneyde Erdek-Edincik-Bandırma karayolu; doğuda Aşağı Yapıcı Köyü ve Bandırma körfeziyle çevrelenmiştir.
Hadrian Tapınağı:
Kyzikos Kenti’nde ise şimdiye kadar tespit edilmiş dört tane tapınak vardır. Bunlardan en büyüğü ve en önemlisi Hadrian Tapınağı’ dır.
Kyzikos Antik Kenti’nin batısında konumlanan Hadrian Tapınağı, günümüzde Bandırma -Erdek karayolunun Düzler Mevkii’nde, karayolundan yaklaşık 300 m içeride yer almaktadır.
Tapınağın yapımına daha önce Tanrı Zeus adına başlanmış, ancak bitirilememiştir. M.S.123 yılında olan bir depremden sonra İmparator Hadrian’ ın kenti ziyaretinin ardından yapımına tekrar başlanır. Bitirilişi ise ancak Antoninler Dönemi’nde (M.S.138-197) gerçekleşir. Ancak M.S. 150-155 yılları arasındaki yeni bir depremde tapınakta büyük bir yıkım olur ve M.S. 167 yılında yeniden onarılır.
Antik dönemde dünyanın sekizinci harikası olarak listeye alınan tapınak, M.S. 6. y.y. daki depremden sonra kendi yazgısıyla başbaşa bırakılmıştır.
Amphitiyatro: iki yamaç arasında bulunan bir dere vadisine inşa edilmiştir. Böylece oturma yerlerinin büyük bir kısmı doğal arazi üzerine yapılabilmiştir. Yalnız açık kalan her iki tarafa yer altı tonozları yapılmak zorundaydı. Böylece hem oturma sıraları için yer, hem de dere suyunun geçip gidebileceği tünel sağlanmış oldu.
Oval bir plana sahip olan amphitiyatroda dere suyunun yönünü değiştiren bir kanal mevcuttur. Bu kanalın suyunun amphitiyatronun etrafından geçmesini sağlayan bir bendi vardır. Böylece hem sudan kurtulmayı, hem de sudan yararlanmayı amaçlamışlardır.
Amphitiyatroların, gladyatör oyunlarından başka, su balesi ve deniz savaşı sahnelerinin temsil edilmesinde de kullanıldığı antik kaynaklardan anlaşılmıştır. Bunun için gerekli olan su, arenanın altından dere suyunun bentlerle biriktirilmesi ile sağlanmıştır.
Kyzikos Amphitiyatrosu’ nun uzunluk ve çapraz dış ölçüleri 180 x155 m’dir ve bu ölçülerle en büyük ve en ünlü amphitiyatrolar arasına girmektedir. Roma Colosseum’u Kyzikos Amphitiyatrosu’ nu önemsiz bir farkla geçmektedir.
Amphitiyatronun kesin yapım yılı bilinmemektedir. Ancak İmparator Hadrian zamanında M.S. 130 yıllarında yapılmaya başlandığı söylenebilir.
Tiyatro: Kentin önemli yapılarından birisidir. Antik kaynaklar bu tiyatronun, Anadolu’daki diğer tiyatrolarla karşılaştırıldığında, büyüklük ve bezemelerinin güzelliğiyle önemli bir yere sahip olduğunu vurgular. Dıştan dışa yaklaşık 145 m. çapındaki tiyatronun orkestra kısmı 55 m. çapındadır. Oturma kısmının üst seviyesinin orkestradan yüksekliği 20 m. dir. Tiyatro Grek tiyatroları gibi tepenin eğimine yerleştirilmiş olup, günümüze gelen kalıntılardan anlaşıldığı kadarıyla anıtsal bir skene yapısına sahip olmalıydı.
Tiyatro tamamen defne ağaçları ve bodur çalılarla kaplıdır. Bu nedenle yaklaşık 20 000 kişi kapasiteli Kyzikos Tiyatrosu ile ilgili yeterli bilgiye sahip olabilmek ve tarihleme yapabilmek için, mutlaka bilimsel bir kazı yapılması gerekmektedir.
4-ADRAMYTTEION ANTİK KENTİ :
Adramytteion Antik Kenti bugünkü Burhaniye İlçesi’nin 2km kadar batısında bulunan Karataş Mevkii’nde, Ören Tepe’ yi de içine alan geniş bir alanda Pelasglar tarafından kurulmuştur.
Strabon’a göre kenti yeniden imar eden Lydia prensi Adramis buraya Atina’dan kovulan Delos Adası sakinlerini yerleştirmiştir. Daha sonraları ise Aiolis ve Lesbos’ tan gelenler ile Adramytteion sakinleri arasında mücadeleler olmuştur.
M.Ö. 546 yılında Lidya krallığının Perslere yenilmesi sonucunda kent Daskyleion satraplağına bağlanmıştır. Batı Anadolu İsyanı’ndan (M.Ö. 499-494) sonra sakinleri öldürülen ve yıkılan kent harap duruma gelmiştir.
Antik Mysia bölgesinin en önemli şehirlerinden biri olan kent, kendi adına sikke basabilme yetkisine sahipti. Kent adına basılmış bir çok sikke günümüze kadar ulaşmıştır.
5-PROKONNESSOS ANTİK KENTİ :
Marmara Adası’nın kuzeyinde Saraylar köyü sınırları içinde kalan mermerleri ile ünlü bir şehirdir. Mermer ocaklarında yarı işli hale getirilen lahitler, steller, postamentler, sütun ve sütun başlıkları vb. malzemeler özellikle Roma ve Bizans dönemlerinde buradan gemilerle İtalya ve İstanbul’a gönderilmekte idi. Günümüzde de antik mermer ocakları işletilmeye devam edilmektedir.
6-ANCYRA ANTİK KENTİ : Bigadiç İlçesi Hisar Köyü sınırları içinde kalan antik kent Roma dönemi termal yerleşim alanıdır.
7-HADRIANEIA ANTİK KENTİ : Dursunbey İlçesi’nin kuzey batısında yer alan Roma dönemi yerleşim yeridir.
8-ASTYRA ANTİK KENTİ : Edremit İlçesi Güre Beldesi sınırları içinde kalan antik yerleşim.
9-THEBE / THEB ANTİK KENTİ : Havran İlçesi sınırları içinde yer alan antik yerleşim.
10-ARTEKA ANTİK KENTİ : Erdek İlçesi Zeytinli Ada ve çevresinde klasik dönemde kurulmuş şehir.
11-ZELEIA ANTİK KENTİ : Gönen İlçesi Sarıköy Beldesi’nde Klasik dönemde kurulmuş şehir.
12-PERIHHARAXIS ANTİK KENTİ : Bugünkü Karacaören Köyü civarında Roma döneminde kurulmuş şehirdir.
13-KERASEION ANTİK KENTİ : Savaştepe İlçesi sınırlarında yer alan yerleşim.
14-ATTANEION ANTİK KENTİ : Sındırgı İlçesi sınırları içinde yer alan antik yerleşim.
15-PLAKIA ANTİK KENTİ : Bandırma İlçesi sınırları içinde yer alan antik yerleşim.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
şehir şehir türkiye müzeleri
30/7/2009 · Kategori: turkiyenin tarihi mekanlari
Çeşitli nesnelerin toplanarak sergilendiği yerler olan müzeler, bir toplumun bilim ve sanat ürünleri ile yer altı ve yer üstü zenginliklerini sergilemek amacıyla oluşturulmuş kurumlardır. Sergiledikleri eserlerle etkili ve kalıcı öğrenmeyi sağlayan bu kurumların çeşitli türleri vardır:
· Kazılar sonucunda ortaya çıkarılan buluntuların sergilendiği arkeoloji müzeleri,
· Gelenek, görenek, giysi ve gündelik hayat ile ilgili çeşitli eserlerin sergilendiği etnografya müzeleri,
· Bir ülkenin, bir toplumun ya da bir kişinin tarihsel gelişimini, yazılı ve görsel belgeleri bir araya getirerek hem ziyaretçilerin hem de araştırmacıların hizmetine sunan tarih müzeleri,
· Resim, müzik ve heykel gibi güzel sanat dallarında ortaya konulan yapıtların sergilendiği güzel sanatlar müzeleri,
· Kapalı bir mekânda sergilenmesi mümkün olmayan tiyatro, arena, agora, taşıt gibi yapıtların sergilendiği açık hava müzeleri,
· Bilim ve teknolojinin tarih boyunca geçirdiği değişimin ve ortaya konan değişik ürünlerden örneklerin sergilendiği bilim müzeleri,
· Çeşitli dönemlere ait askerî malzeme ve silâhların sergilendiği askerî müzeler,
· Kişi veya kuruluşlar tarafından, çeşitli konularda bir araya getirilmiş eserlerin yer aldığı özel müzeler,
· Çeşitli müzelerin koleksiyonlarının somut mekân dışında da ziyaretini sağlayan ve internet üzerinden hizmet sunan sanal müzeler.
Adana
Adana Arkeoloji Müzesi
Adana Atatürk Müzesi
Adana Etnografya Müzesi
Adana Müzesi
Misis Mozaik Müzesi
Ören Yerleri [Turfanbeyli İlçesi Şar Ören Yeri, Antik Kilikya’da Anavarza Ören Yeri]
Adıyaman
Adıyaman Müzesi
Afyon
Afyon Müzesi
Bolvadin Müzesi
Dumlupınar Müzesi
Ören Yerleri [İhsaniye Ayazini Kasabası (Metropolis), İhsaniye Döğer Yerleşim Yeri, Synnada, Apameia Kibotos Antik Kenti, Dokimaia Antik Kenti (İscehisar), Yedi Kapı Kaya Yerleşim Yeri, Pentapolis Kentleri (Bruzus, Eucarpeia, Hierapolis, Otrus, Stectorıum, Ococleia, Lysias, Metropolis, Cidyessus, Prymnessus, Sanaus)]
Zafer Müzesi
Ağrı
Ağrı İshak Paşa Sarayı
Aksaray
Aksaray Müzesi (Zinciriye Medresesi)
Ören Yerleri [Aşıklı Höyük, Acemhöyük, Antik Nora Şehri, Manastır Vadisi, Ihlara Vadisi, Musular]
Amasya
Alpaslan Müzesi
Amasya Müzesi
Hazeranlar Konağı Etnografya Müzesi
Ankara
100. Yıl Kız Teknik Öğretim Müzesi
75. Yıl Cumhuriyet Eğitim Müzesi
Alagöz Karargâh Müzesi
Anadolu Medeniyetleri Müzesi
Anıtkabir
Anıtkabir Atatürk Müzesi
Ankara Agustus Tapınağı
Ankara Atatürk Evi
Ankara Atatürk Kültür Merkezi Cumhuriyet Devri Müzesi
Ankara Augustus Tapınağı
Ankara Etnografya Müzesi
Ankara Kurtuluş Savaşı Müzesi (I. TBMM Binası)
Ankara Resim ve Heykel Müzesi
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Oyuncak Müzesi
Atatürk Orman Çiftliği Atatürk Evi ve Müzesi
Atatürk’ün Mekânı Müze Köşk
Beypazarı Kültür ve Tarih Müzesi
Cumhuriyet Müzesi - II. Türkiye Büyük Millet Meclisi Binası
Çankaya Köşk Müzesi
Devlet Resim ve Heykel Müzesi
Eğit-Der Eğitim Özel Müzesi
Gazi Üniversitesi Meslekî Eğitim Fakültesi Müzesi
Gordion Müzesi
Hacı Bayram Camii
Hava Müzesi
Mehmet Akif Ersoy Evi
Meslekî Eğitim Fakültesi Müzesi
Meteoroloji Müzesi
Millî Mücadelede Atatürk Konutu ve Demiryolları Müzesi
MTA Tabiat Tarihi Müzesi
ODTÜ Müzesi
Ören Yeri [Ulus Atatürk Anıtı]
Pembe Köşk Müzesi
Pul Müzesi
Roma Hamamı
Şefik Bursalı Müze Evi
T.C. Ziraat Bankası Müzesi
Tabiat Tarihi Müzesi
TCDD Müzesi ve Sanat Galerisi
Topçu ve Füze Okulu Müzesi
TRT Müzesi ve Ulusal Kurtuluş Sergisi
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu Müzesi
Ülker Zaim Müzesi
Antalya
Alanya Arkeoloji Müzesi
Alanya Atatürk Evi ve Müzesi
Alanya Dim Mağarası Kestel
Alanya Kalesi ve Anıt Eserleri
Alanya Kızılkule Etnografya Müzesi
Antalya Müzesi
Noel Baba Kilisesi
Ören Yerleri [Alanya Kalesi ve Anıt Eserleri]
Özel Suna – İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi
Perge Tiyatrosu “Skene”si
Side Müzesi
Aydın
Aphrodisias Müzesi
Aydın Müzesi
Milet Müzesi
Ören Yerleri [Alabanda, Aphrodisias Ören Yeri, Alinda, Amyzon, Gerga, Harpasa, Magnesia, Mastaura, Myus, Nysa, Orthosia, Piginda, Pygela, Tralleis, Akharaka, Panionion, Neapolis, Euhippe, Antiokheia, Nazilli Basma Fabrikası]
Balıkesir
Balıkesir Kuva-yi Milliye Müzesi
Balıkesir Müzesi
Bandırma Arkeoloji Müzesi
Ören Yerleri [Kyzikos – Erdek, Deasklaion - Bandırma/Ereğli, Saraylar–Marmara, Antandros - Edremit/Altınoluk, Antandros (Edremit-Altınoluk) Antik Kenti]
Bartın
Amasra Müzesi
Ören Yerleri [Antik Tiyatro, Roma Dönemi Kalıntıları, Akropol]
Bilecik
Bilecik Söğüt Müzesi
Bitlis
Ahlat Müzesi
Bolu
Bolu Müzesi
Ören Yerleri [Akşemsettin Türbesi- Göynük, Bolu (Bithynıum - Claudiopolis), Seben Kaya Evleri Gerede Asar Kalesi]
Burdur
Antik Kentler [Sagalassos Cremna, Cibyra, Kuruçay Höyüğü]
Burdur Müzesi
Ören Yerleri [Sagalossos Ören Yeri, Ağlasun İlçesi Kremna Ören Yeri, Bucak/Çamlık Köyü Keraitae Ören Yeri, Bucak/Belören Milias Ören Yeri, Bucak/Kocaaliler Sia Ören Yeri, Bucak/Karaot Kodrula Ören Yeri, Bucak/Kestel Bubon Ören Yeri, Gölhisar Kibyra Ören Yeri, Gölhisar Mallos Ören Yeri, Merkez/Karacaören Olbasa Ören Yeri, Kemer/Belenli Kormasa Ören Yeri, Merkez/Çallıca Takina Ören Yeri, Yeşilova Lisinia Ören Yeri, Merkez/Karakent Köyü Hacılar Höyükleri, Merkez Hacılar Köyü Kurçay Höyük, Merkez/Kuruçay Köyü Yassıgüme Höyüğü, Merkez/Yassıgüme Köyü Gölde Höyüğü, Merkez/Gölde Köyü Yarköy Höyüğü, Merkez/Yarıköy/Soğanlı Aziziye Höyük, Merkez/Aziziye Eğneş Höyüğü, Merkez/Çallıca Höyücek Höyük, Bucak Merkez Tepecik Höyük, Bucak Merkez İncirdere Höyük, Bucak Merkez Karaaliler, Bucak Merkez Ürkütlü Höyüğü, Bucak Ürkütlü Uğurlu Höyük, Bucak Uğurlu Köyü Çavdır Höyük, Çavdır/Merkez Höyükköy, Tefenni/Merkez Beyköy Höyük, Tefenni/Beyköy Karamusa Höyük, Tefenni/Karamusa Dereköy Höyük I-II, Yeşilova/Dereköy Gebren Höyük, Çaltepe Köyü Genceli Höyük, Yeşilova/Genceli Yazı Höyük, Yeşilova/Büyükyaka Hancarlı Höyük, Yeşilova/Karaatlı Bademli Höyük, Karamanlı/Bademli Büdemli Tümülüsleri, Karamanlı/Bademli Harmankaya Tüm. I-III, Karamanlı/Bademli Düğer Tüm. I-IV, Merkez/Düğer Hacılar Tümülüsü, Merkez/Hacılar Yuvalak Tümülüs, Tefenni/Yuvalak Kayadibi I-II, Yeşilova/Kayadibi Karaatlı Tümülüsü, Yeşilova/Kayadibi Topraktepe Tümülüsü, Gölhisar/Uylupınar Salda Gölü, Yeşilova Düğer Küçük Ada, Merkez/Düğer Düğer Böcülü Tepe, Merkez/Düğer Balbura Ören Yeri, Altınyayla Yarışlı Höyük, Yeşilova, Yarışlı Köyü Karaçağıl Tümülüsü, Çacdır, Kayacık Asartepe Ören Yeri, Ağlasun/Hisarköy Örtülü Antikkent, Burdur/Merkez Uylupınar Nekropolü, Gölhisar/Uylupınar İnsuyu Mağarası, Burdur/Çineovası Ulu Camii ve Saat Kulesi, Burdur/Merkez İstasyon Höyük, Burdur/Merkez Sandarium Antikkenti, Ağlasun Merkez Yalakasar Antikkenti, Ağlasun Merkez Kaletepe Göz. Kulesi, Merkez Apollon Perminun, Buca Karain Mağarası, Ağlasun Günalan Nekropol, Burdur/Günalan Köyü Antik Kale, Ağlasun Asartepe, Bucak/Kızılkaya Yanıktaş Kaya Kap., Bucak Döşeme Tümüşüs, Ağlasın Merkez Büyük ve Küçük Höyük, Yeşilova Çeltikçi Höyük, Çeltikçi Çerpiş Höyük]
Bursa
17. Yüzyıl Osmanlı Evi Müzesi
Arkeoloji Müzesi
Atatürk Müzesi
Bursa Müzesi
İznik Ayasofya Müzesi
İznik Müzesi (Nilüfer Hatun İmareti)
Mudanya Mütareke Evi Müzesi
Mudanya Tahir Paşa Konağı
Türk İslâm Eserleri Müzesi (Yeşil Medrese)
Yenişehir Şemaki Evi Müzesi
Çanakkale
Çanakkale Müzesi
Troia Ören Yeri
Çankırı
Çankırı Müzesi
Çorum
Alacahöyük Müzesi
Boğazköy Müzesi
Çorum Müzesi
Ören Yerleri [Alacahöyük Ören Yeri, Boğazköy Ören Yeri, Boğazköy - Hattuşaş Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı, Yazılıkaya Tapınağı, Ortaköy Ören Yeri, Pazarlı Ören Yeri, Eskiyapar Ören Yeri, Yörüklü (Hüseyindede Tepesi)]
Denizli
Denizli Müzesi
Hierapolis Müzesi
Ören Yerleri [Pamukkale Travertenleri, Karahayıt Kırmızısu, Laodikeis, Tripolis, Colossae, Eumeneia, Herakleia Salbake, Attuda, Apollonia Salbake/Medet Höyüğü, Tabai, Dionysopolis, Sebastopolis, Trapezopolis, Sala, Beycesultan Höyüğü, Akhan, Çardakhan, Çivrili Dedeköy Camii, Acıpayam Yazır Camii, Çivril Savran Camii, Güney Şelalesi, Süleymanoğlu Gölü, Kaleiçi]
Diyarbakır
Arkeoloji Müzesi
Cahit Sıtkı Tarancı Müze-Evi (Kültür Müzesi)
Ören Yerleri [Çayönü Ören Yeri, Üçtepe Ören Yeri, Diyarbakır Kalesi, Malabadi Köprüsü]
Ziya Gökalp Müze-Evi
Düzce
Konuralp Müzesi
Edirne
Arkeoloji ve Etnografya Müzesi
Edirne Müzesi
Trakya Üniversitesi Sultan II. Bayezıd Külliyesi Sağlık Müzesi
Türk İslâm Eserleri Müzesi
Türk Psikiyatri Tarih Müzesi
Elazığ
Arkeoloji ve Etnografya Müzesi
Harput Müzesi
Ören Yerleri [Harput, Palu, Pertek]
Erzincan
Kemaliye Ocak Köyü Özel Müzesi
Erzurum
Atatürk Evi Müzesi
Erzurum Arkeoloji Müzesi
Erzurum Müzesi
Resim ve Heykel Müzesi
Türk İslâm Eserleri ve Etnografya Müzesi (Yakutiye Medresesi)
Eskişehir
Atatürk ve Kültür Müzesi
Bahşeyiş Anıtı
Doğanlıkale
Eskişehir Arkeoloji Müzesi
Eskişehir Seyitgazi Müzesi
Midas Anıtı
Osmanlı Evi Müzesi
Seyyid Battal Gazi Külliyesi
Yunus Emre Müzesi
Gaziantep
Arkeoloji Müzesi
Hasan Süzer Etnografya Müzesi
II. Yesemek Heykel Atölyesi ve Açıkhava Müzesi
Giresun
Giresun Müzesi
Hatay
Hatay Müzesi
Isparta
Isparta Müzesi
Ören Yerleri (Yalvaç Pisidia Antiokheiasi, Augustus Tapınağı, Propylon, Tiberius Alanı, Sütunlu Cadde, Roma Hamamı, St. Paul Kilisesi, Küçük Kilise, Nymphaeum, Su Kemerleri, Men Tapınağı, Limenia Adası)
Yalvaç Müzesi
İçel
Anamur Müzesi
Atatürk Evi Müzesi
İçel Ören Yerleri [Kelenderis, Nagidos]
Mersin Atatürk Evi
Mersin Müzesi
Mersin Ören Yerleri [Yumuktepe Höyüğü, Tırtar-Akkale, İmirzeli Ören Yeri, Çatıören Ören Yeri, Öküzlü Ören Yeri, Korykos-Kızkalesi Ören Yeri, Elaiussa-Sebaste (Ayaş) Ören Yeri, Soloi-Pompeipolis Ören Yeri, Kanytelleis-Kanlıdivane Ören Yeri, Karaduvar Su Kemerleri, Tömük Höyük, Kocahasanlı]
Silifke Atatürk Evi
Silifke Müzesi
Tarsus Müzesi
İstanbul
500. Yıl Vakfı Türk Musevîleri Müzesi
Adam Mickiewicz Müzesi
Anadolu Hisarı Müzesi
Askerî Müze
Aşiyan Müzesi
Atatürk Müzesi (İnkılâp Müzesi)
Aya İrini (St.İrene)
Ayasofya Müzesi
Ayasofya Müzesi I. Mahmud Kütüphanesi
Aynalı Kavak Kasrı
Beşiktaş Jimnastik Kulübü (BJK) Müzesi
Beylerbeyi Sarayı Müzesi
Büyük Saray Mozaikleri Müzesi
Cumhuriyet Eğitim Müzesi
Çağlar Boyu Aydınlatma ve Isıtma Araçları Müzesi
Deniz Müzesi
Deniz ve Su Ürünleri Müzesi
Divan Edebiyatı Müzesi (Galata Mevlevihanesi)
Dolmabahçe Sarayı Müzesi
Ercüment Kalmık Müzesi
Eski Şark Eserleri Müzesi
Florence Nightingale Müzesi
Florya Atatürk Deniz Köşkü
Galatasaray Müzesi
Hagios Ionnes Prodromos Bazilikası
Halı ve Kilim Müzesi
Hat Sanatları Müzesi
Havacılık Müzesi
Hilmi Nakipoğlu Fotoğraf Makineleri Müzesi
Hisarlar Müzesi
Hüseyin Rahmi Gürpınar Müzesi
Ihlamur Kasırları
Isıtma ve Aydınlatma Eserleri Müzesi
İmrahor Anıtı (İlyas Bey Camii/St.Studios Manastırı Hagios Ionnes Prodromos Bazilikası)
İstanbul Arkeoloji Müzesi
İstanbul Fethiye Müzesi (Pammakaristos)
İstanbul Modern Sanat Müzesi
İstanbul Tekel Müzesi
İstanbul Türk ve İslâm Eserleri Müzesi
İtfaiye Müzesi
Karikatür ve Mizah Müzesi (Gazanfer Ağa Külliyesi)
Kariye Müzesi (Khora Kilisesi)
Kilim Müzesi
Kont Szchenyi İtfaiye Müzesi
Küçüksu Kasrı
Maslak Kasırları
Miniaturk
Orhan Kemal Müzesi
Osmanlı Bankası Müzesi ve Arşiv Araştırma Merkezi
Özel Rahmi Koç Sanayi Müzesi
Özel Sait Faik (Abasıyanık) Müzesi
Özel TÜRVAK Sinema ve Televizyon Müzesi
Özel Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi
PTT İstanbul Müzesi
Rahmi M. Koç Müzesi
Resim ve Heykel Müzesi
Rumeli Hisarı Müzesi
Sabri Artam Vakfı Otomobil Müzesi
Sadberk Hanım Müzesi
Sahne Sanatları Müzesi
Sait Faik Müzesi
Sakıp Sabancı Müzesi
St. Studios Manastırı
Şehir Müzesi
Şerifler Yalısı
Tanzimat Müzesi
Tekfur Sarayı
Topkapı Sarayı Müzesi
Türbeler Müzesi
Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesi
Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi
Türk ve İslâm Eserleri Müzesi (İbrahim Paşa Sarayı)
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Sanal Müzesi
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi
Türkiye Yazarlar Sendikası Edebiyat Müzesi ve Yazın Belgeliği
Uluslararası UFO Müzesi
Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi
Yedikule Hisarı Müzesi
Yerebatan Sarnıcı Müzesi
Yıldız Sarayı Müzesi
Yıldız Sarayı-Şale
İzmir
Agora
Bergama Müzesi
Birgi Çakırağa Konağı
Çeşme Müzesi
Efes Müzesi
Efes-Selçuk
İzmir Arkeoloji Müzesi
İzmir Atatürk Müzesi
İzmir Etnografya Müzesi
Meryem Ana Evi
Ödemiş Müzesi
Ören Yeri [Allianoi]
St. John Kilisesi
Tire Müzesi
Kahramanmaraş
Kahramanmaraş Müzesi
Karabük
Karabük Kardemir Demir Çelik Müzesi
Karaman
Karaman Müzesi
Kars
Ağçakale
Anı Harabeleri
Başkale
Berdik Kalesi
Geçivan Kalesi
Kars Müzesi
Kastamonu
Kastamonu Arkeoloji Müzesi
Livapaşa Konağı Etnografya Müzesi
Kayseri
Atatürk Müzesi
Gevher Nesibe Tıp Tarihi Müzesi (Çifte Medreseler)
Güpgüpoğlu Konağı
Kayseri Arkeoloji Müzesi
Kayseri Etnografya Müzesi
Kayseri Müzesi
Ören Yerleri [Kültepe Ören Yeri, Soğanlı Ören Yeri, Kültepe-Kaniş-Karum Ören Yeri]
Kırklareli
Kırklareli Müzesi
Kırşehir
Kırşehir Müzesi
Kocaeli
Eskihisar Kalesi
Osman Hamdi Bey Müzesi
Ören Yerleri [Fatih Sultan Mehmet`in Otağı, Saat Kulesi, Üçtepeler Büyük Tümülüsü, Gültepe Nekropol Sahası]
Saatçi Ali Efendi Konağı - Etnografya Müzesi
Sırrıpaşa Konağı
Konya
Akşehir Arkeoloji Müzesi (Taş Medrese)
Akşehir Batı Cephesi Karargâhı Müzesi
Akşehir Müzesi
Akşehir Yalburt Hitit Havuzu
Atatürk Müzesi
Büyükşehir Belediyesi A.R. İzzet Koyunoğlu Müzesi
Etnografya Müzesi
İnce Minare (Taş ve Ahşap Eserler) Müzesi
Karatay (Çini Eserler) Müzesi
Kilistra
Konya Arkeoloji Müzesi
Konya Büyükşehir Belediyesi A. R. İzzet Koyunoğlu Müzesi
Konya Ereğli Müzesi
Konya Evi
Kubad-Abad Sarayı
Mevlana Müzesi
Sırçalı Medrese (Mezar Anıtları) Müzesi
Sille Aya-Elena Kilisesi
Taş Medrese Akşehir Arkeoloji Müzesi
Kütahya
Aizanoi Antik Kenti
Arkeoloji Müzesi
Çini Müzesi
Kossuth Müzesi
Malatya
Malatya Müzesi
Manisa
Manisa Müzesi
Mardin
Mardin Müzesi
Muğla
Bodrum Müzesi
Fethiye Müzesi
Marmaris Kalesi ve Arkeoloji Müzesi
Milas Müzesi
Muğla Müzesi
Ören Yerleri [Stratonikeia, Lagina, Sedir Adası]
Nevşehir
Nevşehir Müzesi
Ören Yerleri [Göreme Açık Hava Müzesi, Rahibeler ve Rahipler Manastırı, Aziz Basil Şapeli, Azize Barbara Şapeli, Yılanlı/Aziz Onuphrius Kilisesi, Karanlık Kilise, Azize Catherine Şapeli, Çarıklı Kilise, Tokalı Kilise, Paşabağları ve Zelve Ören Yeri, Çavuşin Kilisesi, Açıksaray Harabeleri, Aziz Jean Kilisesi, Özkonak Yer Altı Şehri, Kaymaklı Yer Altı Şehri, Derinkuyu Yer Altı Şehri, Mazı Yer Altı Şehirleri, Özlüce Yer Altı Şehri, Tatlarin Kilisesi ve Yer Altı Şehri]
Niğde
Niğde Müzesi
Ordu
Ordu Paşaoğlu Konağı Etnografya Müzesi
Osmaniye
Osmaniye- Karatepe-Aslantaş Geç Hitit Kalesi
Ören Yeri [Bodrumkale (Hieropolis)- Kastabala]
Sakarya
Sakarya Müzesi
Samsun
Bafra Asarkale ve Kaya Mezarları
Gazi Müzesi
Havza Atatürk Evi
İkiztepe Höyüğü
Samsun Arkeoloji ve Etnografya Müzesi
Samsun Atatürk Müzesi
Tekkeköy Mağaraları
Sinop
Sinop Müzesi
Sivas
Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi
Atatürk ve Kongre Müzesi
Sivas Müzesi
Şanlıurfa
Şanlıurfa Müzesi
Tekirdağ
Malkara Eğitim ve Kültür Vakfı Özel Müzesi
Tekirdağ Müzesi
Tokat
Ören Yerleri [Sebastopolis Antik Kenti, Sebastopolis Açıkhava Müzesi]
Tokat Müzesi
Trabzon
Ayasofya Müzesi
Cephanelik
Kundupoğlu Konağı
Küçük Ayvasıl Kişlisesi
Sumela Manastırı
Trabzon Müzesi (Kostaki Konağı)
Uşak
Atatürk ve Etnografya Müzesi
Uşak Arkeoloji Müzesi
Van
Ören Yerleri [Van Kalesi/Antik Tuşpa, Toprakkale/Antik Rusahinili, Çavuştepe/Antik Sardurihinili, Hoşap Kalesi, Gevaş, Akdamar Kilisesi]
Van Müzesi
Zonguldak
Halil Paşa Konağı
Zonguldak Ereğli Müzesi
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
bolu ören yerleri antik claudiopolis şehri,seben kaya evleri
30/7/2009 · Kategori: turkiyenin tarihi mekanlari
Bithynium- Claudiopolis
Arkeolojik verilere göre Bolu ovasındaki ilk yerleşim M.Ö. 3. bine kadar uzanmaktadır. Bugünkü Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksek Okulu'nun bulunduğu alanda yer alan küçük bir höyükte 1942 yılında ele geçmiş olan Pişmiş toprak eser (BOLU KABI) bölgenin en eski buluntusudur.
Hisartepe, Kargatepe, Fırkatepe ve Uğurlunaip tepesini kapsayan alanda kurulmuş olan Bithnium - Claudiopolis şehrinin tarihi ise 1978 yılı Hisartepe kazısında ortaya çıkan bulgulara göre M.Ö. 7. yüzyıla kadar gitmektedir. Helenistik dönemde Bithynia Kralı Ziaelas'ın (M.Ö. 255 - 235 ) doğu seferi sırasında ele geçirilerek Bithynia Krallığı'na bağlanan şehir, o dönemde imar edilmiş ve şehre Bithynium ismi verilmiştir.
Seben Kaya Evleri
Bolu ili, Seben ilçesinde birbirine yakın aralıklara, kayalara oyularak yapılmış çok sayıda evden oluşan yerleşim yerleri mevcuttur. Bunlardan en önemlileri Alpagut köyü - Muslar mahallesi, Çeltikdere, Karca, Solaklar, Hoçaş ve Kaşbıyıklar köylerinde bulunmaktadır. Kaya evlerinden oluşan yerleşim yerinde, kırmızı boyalı haç işaretlerine rastlanması; bazı evlerde şapel, rölik çukuru gibi uygulamalara yer verilmesi; Seben Kaya Evlerinin Erken Hıristiyanlık Döneminden, Orta Bizans Dönemine kadar kullanılmış olabileceğini akla getirmektedir.
Çeltikdere Bizans Kilisesi
Seben ilçesi, Çeltikdere köyü yakınında bulunan kilise Orta Bizans Döneminin (M.S. 842 - 1204) klasik dini mimari şemasına uygun olarak haç biçiminde inşa edilmiştir. 9x13 m. ölçülerinde bir oturma alanına sahip olan kilise kesme taş ve tuğladan inşa edilmiş olup, batısındaki girişte narteski, doğusunda ise dışa taşkın 3 apsisi mevcuttur. Oldukça iyi korunmuş durumdadır.
Bolu Yıldırım Bayezid Camisi (Büyükcami)
Bolu Yıldırım Camisi,Yıldırım Bayezid tarafından yaptırılan medrese ve kütüphaneden oluşan mimari bir külliyenin merkezidir. Yıldırım Bayezid Bolu'da yaptırmış olduğu hamam (Orta Hamam) ve 30 dükkanı bu külliyenin ihtiyaçlarının karşılanması için vakfetmiştir. Yıldırım Bayezid'ın yaptırmış olduğu cami 1891 yılında yanınca, tamamen yıktırılmış ve 1899-1900 yılında bugünkü tek kubbeli cami yapılmıştır. İlk şeklinin ahşap olduğu tahmin edilen bu cami 1944 depreminde büyük hasar görmüştür. Kubbe payandaları ve köşe kuleleri kaldırılmış, taş olan kubbe kasnakları sıvanmıştır. Orijinal görünümünü epeyce kaybeden caminin medrese ve kütüphanesinden herhangi bir iz bulunmamaktadır. 12 Kasım 1999 depreminde hasar gören cami restore edilmiş ve 2002 yılının Ramazan ayında hizmete açılmıştır.
Mudurnu Yıldırım Bayezid Camisi (Büyük Cami)
Yıldırım Bayezid tarafından şehzadeliği zamanında 784 H.(1382) yılında Hamam ve Medrese ile birlikte yaptırılmıştır. Şehrin merkezinde yer alan bu caminin kitabesi olmamakla beraber biraz ilerisinde bulunan hamamın kapısı üzerindeki kitabe ve vakfiye özetine göre tarihlendirilmektedir. 1776, 1839, 1900 ve 1956 yıllarında onarım görmüştür. Doğusunda bulunması gereken medrese mevcut değildir. Cami kareye yakın dikdörtgen planlı bir ana mekan ve üç bölümlü son cemaat yerinden oluşmaktadır. 20.70 m. olan ana mekanı tromplarla geçilen 19.43 m. çapındaki yüksek kasnaklı bir kubbe kaplamaktadır. Bu da klasik Osmanlı Döneminde olgunlaşan mekan birliği düşüncesinin ilk adımlarındandır.
Akşemseddin Türbesi
Göynük ilçesi, Gazi Süleyman Paşa Camisi avlusunda bulunmaktadır. Büyük ilim adamı ve Fatih Sultan Mehmed'in hocası olan Akşemseddin, 1459 tarihinde vefat ettikten sonra 864 H.(1464) yılında türbesi yapılmıştır. Altıgen planlı türbenin kesme taştan yapılmış beden duvarlarının her kenarında sivri kemerli niş içinde dikdörtgen ve ağaç söveli pencereler yer almaktadır. Pahlı saçak silmeleri ile nihayetlenen beden duvarları üstten kurşun kaplı kubbe ile örtülüdür.
Eskiçağa Yıldırım Bayezid Camisi
Yeniçağa ilçesi, Eskiçağa köyünde yer almaktadır. 791 H. (1388) de Yıldırım Bayezid adına yaptırılan cami, zaman içerisinde gördüğü onarımlarla orijinalliğini büyük ölçüde yitirmekle birlikte, ilk planını korumaktadır. Dikdörtgen planda, kırma çatılı basit bir yapıdır.
Aşağı Taşhan
Şehrin merkezinde Yıldırım Bayezid (Büyük) Camisinin batısında, Yukarı Taşhan'ın güneyinde yer almaktadır. 1750 yılında eşraftan Emin Ağa tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan güney köşeleri pahlı, geniş bir saçak silmesi ile sonlanan beden duvarlarının güney kenarında üçer mazgal penceresi yer alır. Güney kenar ortasında bulunan yuvarlak kemerli büyük kapının üzeri iki büyük konsol ile çıkıntı teşkil eden bir cumba şeklindedir.
Yukarı Taşhan
Aşağı Taşhan'ın kuzeyinde yer alan Yukarı Taşhan giriş kapısı üzerindeki kitabeye göre 1219 H.(1804) tarihinde Serbevvab Hacı Abdullah Ağa tarafından yaptırılmıştır. 2 katlı açık avlulu bir handır. Avlu etrafını saran kare kolon payeler ve yuvarlak kemerlerin teşkil ettiği revaklar çapraz tonoz örtülüdür. Revakların arkasında odalar sıralanmaktadır. Doğu yönünde beden duvarlarında çıkıntı teşkil eden cümle kapısı yuvarlak kemerli büyük bir eyvan şeklinde avluya açılmaktadır. Cümle kapısının iki yanında kemerli 2 dükkan bulunmaktadır.
Süleyman Paşa Hamamı
Göynük ilçe merkezinin doğusunda Akşemseddin Türbesinin yakınında bulunmaktadır. Vakıf kayıtlarına göre 1331-1335 tarihinde Gazi Süleyman Paşa tarafından cami ile birlikte yaptırılmıştır. Cami 1875 yılındaki büyük sel baskınında yıkılınca Sultan II. Abdülhamid devrinde tamamen yenilenmiştir. Hamam orijinal ebat ve planını koruyan en eski Osmanlı Hamamlarından birisidir. 1950 den sonra yapılan esaslı bir onarımla cephe taşlarının çoğu, kat silmeleri değiştirilmiştir. Erkekler ve kadınlar bölümü olmak üzere çifte hamam olarak teşkil olunmuştur.
Sultan Hamamı
Bolu merkez, Büyükcami mahallesi, Saraçhane sokağında yer alan hamam, mimari karakterine göre 16. yy.'a tarihlenmekte ve Sokullu Mehmed Paşa Vakfı olarak, vakıf kayıtlarında geçmektedir. Ön kısmı üzerinde yer alan kule şeklindeki feneri 19. yy'da eklenmiştir. Çifte hamam tarzındadır.
Ömer Sekkin Türbesi
Göynük'te Akşemseddin Türbesinin 100 m. kadar doğusunda yer alır. Hacı Bayram Veli'nin talebesi Akşemseddin arkadaşı olan Ömer Sekkine (Bıçakçı Ömer Dede) ait olan türbe 853 H.(1449) yılına tarihlenmektedir. Yüksek platform üzerine, tamamen kesme taştan sekizgen planlı olarak inşa edilen türbe kubbe ile örtülüdür. Giriş kapısı önünde kare kaideli, mukarnas başlıklı iki sütuna oturan kubbeli bir revak yer almaktadır
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::